Ayıp İhbarının Süresinde Yapılmadığı İddiasına İlişkin Değerlendirmeler | İzmir'de Ayıplı İfa




Bu çalışma, “ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı” iddiasının yargı kararlarında nasıl ele alındığını ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. İncelenen kararlar; Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında ayıp ihbarının hukuki niteliğini, ihbar sürelerini, ispat yükünü, şekil şartlarını ve bu yükümlülüğü etkileyen istisnai halleri açıklığa kavuşturmaktadır.
Ayrıca ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay kararları ışığında konuya ilişkin temel ilkeler sistematik biçimde ortaya konulmuştur.
Yargı kararlarından çıkan temel sonuçlar şu şekilde özetlenebilir:
Ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı iddiası, hukuki niteliği itibarıyla bir def’idir.
Bu savunma, davalı tarafından süresi içinde ileri sürülmediği takdirde mahkemece kendiliğinden dikkate alınamaz.
İhbar süreleri; ayıbın açık veya gizli olmasına ve tarafların tacir ya da tüketici sıfatına göre değişmektedir.
Ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapıldığını ispat yükü kural olarak davacıya aittir.
Özellikle tacirler arasındaki ilişkilerde ihbarın belirli şekil şartlarına uygun yapılması gerekmektedir.
Garanti süresi, sözleşmedeki özel hükümler veya satıcının ayıbı kabul anlamına gelen davranışları, ihbar yükümlülüğünü ortadan kaldırabilmektedir.
Yargı uygulamasında istikrarlı şekilde kabul edildiği üzere, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı savunması bir def’idir. Bu nedenle davalı tarafından açıkça ve süresi içinde ileri sürülmelidir.
Davalı tarafın bu savunmayı cevap süresi geçtikten sonra ileri sürmesi halinde, mahkemece değerlendirmeye alınmamaktadır. Hatta bazı kararlarda, davalının hiç savunma yapmaması durumunda mahkemenin ayıp ihbarının süresinde yapıldığını kabul etmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dolayısıyla bu savunmanın usulüne uygun ve zamanında ileri sürülmesi davanın sonucu bakımından belirleyici niteliktedir.
Teslim anında veya basit bir inceleme ile anlaşılabilecek ayıplar açık ayıp olarak kabul edilmektedir.
Tüketici uyuşmazlıklarında açık ayıplar için 30 günlük ihbar süresi öngörülmektedir.
Tacirler arasındaki ticari satışlarda ise bu süre genellikle 2 gün olup hak düşürücü niteliktedir.
Bu süreler kural olarak uzatılamamakta ve sürenin kaçırılması hak kaybına yol açabilmektedir.
Kullanım sırasında veya zamanla ortaya çıkan ayıplar gizli ayıp niteliğindedir.
Bu durumda ihbarın, ayıbın öğrenilmesinden itibaren “derhal” veya “uygun bir süre” içinde yapılması gerekmektedir. Uygun sürenin belirlenmesi her somut olayın özelliklerine göre mahkemelerce değerlendirilmektedir.
Ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispat etme yükümlülüğü kural olarak davacıya aittir.
Tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda ihbarın şekli ayrıca önem taşımaktadır. Bu tür ilişkilerde ihbarın noter, taahhütlü mektup gibi kanunda belirtilen yöntemlerle yapılması gerekmektedir. WhatsApp yazışmaları veya sözlü bildirimler çoğu durumda geçerli ihbar olarak kabul edilmemektedir.
Bununla birlikte, bazı kararlar uyarınca mahkeme aracılığıyla yapılan ve karşı tarafa tebliğ edilen delil tespiti raporları da geçerli ayıp ihbarı sayılabilmektedir.
Bazı özel hallerde alıcının yasal ihbar sürelerine bağlı kalma zorunluluğu ortadan kalkabilmektedir:
Garanti süresi içerisinde ortaya çıkan ayıplar bakımından, bazı kararlarda ayrıca ihbar yükümlülüğü aranmadığı kabul edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmede ayıp sorumluluğunun belirli bir aşamaya kadar devam edeceğine ilişkin hüküm bulunması halinde, kanuni ihbar süreleri uygulanmayabilmektedir.
Satıcının, süresi geçmiş bir başvuruya rağmen malı değiştirmesi veya tamir etmeyi kabul etmesi; ihbarın süresinde yapılmadığı savunmasını ileri sürmesini engelleyebilmektedir.
Bu tür davranışlar, uygulamada kabul ve ikrar niteliğinde değerlendirilmekte ve ihbar süresine ilişkin savunmanın önemini ortadan kaldırabilmektedir.
Yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı meselesinin davanın esası üzerinde doğrudan etkili olduğu görülmektedir.
Mahkemeler;
Ayıp ihbarının def’i niteliğini,
Sürelerin ayıbın niteliğine ve tarafların sıfatına göre değiştiğini,
İspat yükünün davacıda olduğunu,
Şekil şartlarının özellikle tacirler arasında önem taşıdığını,
Garanti, sözleşme hükümleri ve satıcının davranışlarının sonucu değiştirebileceğini
titizlikle değerlendirmektedir.
Bu nedenle ayıp ihbarına ilişkin uyuşmazlıklarda hem maddi hukuk kurallarına hem de usul hükümlerine uygun hareket edilmesi, hak kaybının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
Randevu almak için hemen iletişime geçin. Uzman avukatlarımız size yardımcı olmak için hazır.
Bize Ulaşın