Trafik Kazasında Araç Değer Kaybı ve Hasar Bedeli Kimden Talep Edilir?




Trafik kazaları sonrasında araçta meydana gelen değer kaybı, onarım giderleri ve bazı durumlarda araç mahrumiyetinden kaynaklanan zararların kimden talep edileceği uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar arasında yer almaktadır. Özellikle sigorta şirketinin sorumluluğunun sınırları, araç işleteninin ve sürücünün sorumluluğu ile sigorta şirketine başvuru zorunluluğu konusunda birçok tereddüt yaşanmaktadır.
Bu yazımızda, araç değer kaybı ve hasar bedeline ilişkin yargı kararlarında kabul edilen temel ilkeleri ele alıyoruz.
Araç değer kaybı ve hasar bedelinden kural olarak;
Kusurlu sürücü,
Araç işleteni,
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı (Trafik Sigortası)
müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Müteselsil sorumluluk nedeniyle zarar gören kişi, zararının tamamını dilerse tüm sorumlulardan birlikte, dilerse yalnızca birinden talep edebilir.
Bu nedenle trafik kazası sonrasında sadece sigorta şirketine değil, doğrudan araç işletenine veya sürücüye karşı da dava açılması mümkündür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca, trafik sigortası kapsamında sigorta şirketine karşı dava açılmadan veya Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması zorunludur.
Sigorta şirketinin;
15 gün içerisinde cevap vermemesi,
Talebi kısmen karşılaması,
Talebi reddetmesi
halinde dava veya tahkim yoluna başvurulabilmektedir.
Ancak bu zorunluluk yalnızca sigorta şirketleri bakımından geçerlidir. Araç işleteni veya sürücüsüne karşı açılacak davalarda önceden sigorta şirketine başvurma şartı bulunmamaktadır.
Trafik sigortasının sorumluluğu poliçede belirtilen teminat limitleri ile sınırlıdır.
Bazı durumlarda araçtaki hasar bedeli nedeniyle sigorta poliçe limiti tamamen kullanılabilmektedir. Böyle bir durumda sigorta şirketinin değer kaybı zararından sorumluluğı sona erebilir.
Bu halde zarar gören kişi, kalan zararını doğrudan araç işleteninden ve sürücüsünden talep edebilir.
Trafik sigortası limitinin yetersiz kaldığı durumlarda farklı hukuki imkanlar gündeme gelebilir.
Özellikle;
Karşı araçta İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) sigortası bulunması,
Araç işleteninin kişisel sorumluluğu,
Sürücünün kusur sorumluluğu
zararın tahsilinde önem taşımaktadır.
Ayrıca araç mahrumiyet bedeli gibi bazı zarar kalemleri sigorta teminatı dışında kalabildiğinden, bu zararlar bakımından doğrudan işleten ve sürücüye başvurulması gerekebilmektedir.
Uygulamada iki farklı yöntem tercih edilmektedir.
İlk yöntemde sigorta şirketi, araç işleteni ve sürücüye karşı birlikte dava açılarak zararın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmektedir.
İkinci yöntemde ise öncelikle sigorta şirketine başvurulmakta veya tahkim yoluna gidilmekte, poliçe limiti kapsamında tahsil edilen tutardan sonra kalan zarar için işleten ve sürücüye karşı ayrıca dava açılmaktadır.
Her iki yöntem de yargı kararlarında kabul edilmektedir.
Trafik kazalarından kaynaklanan araç değer kaybı ve hasar bedeli taleplerinde sigorta şirketi, sürücü ve araç işleteninin sorumluluğu farklı hukuki esaslara dayanmaktadır. Özellikle sigorta şirketine karşı dava açılmadan önce yazılı başvuru şartının yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bunun yanında poliçe limitlerinin yetersiz kaldığı durumlarda zarar gören kişiler, kalan zararlarını araç işleteninden ve sürücüden talep edebilmektedir.
Vural & Keskin & Yıldırım Hukuk Bürosu olarak İzmir'de trafik kazalarından kaynaklanan tazminat uyuşmazlıkları ve güncel yargı kararlarına ilişkin hukuki gelişmeleri paylaşmaya devam etmekteyiz.
Randevu almak için hemen iletişime geçin. Uzman avukatlarımız size yardımcı olmak için hazır.
Bize Ulaşın