Yazılı Sözleşme Bulunmayan Adi Ortaklığın Varlığı ve Pay Oranları Nasıl İspatlanır? | İzmir Ticaret Hukuku




Adi ortaklık, Türk Borçlar Kanunu’na göre iki veya daha fazla kişinin emek, mal veya para koyarak kazanç ve zararı paylaşmak amacıyla kurduğu ortaklık türüdür. Kanunen adi ortaklığın kurulması için yazılı sözleşme şartı aranmamaktadır.
Ancak uygulamada en büyük sorun, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı durumlarda ortaklığın varlığının ve ortaklık pay oranlarının nasıl ispatlanacağıdır. Özellikle aile üyeleri, arkadaşlar veya güven ilişkisine dayalı ticari faaliyetlerde yazılı sözleşme yapılmadan kurulan ortaklıklarda uyuşmazlık çıktığında ciddi ispat sorunları gündeme gelebilmektedir.
Adi ortaklık sözleşmesinin yazılı yapılması geçerlilik şartı değildir. Başka bir ifadeyle, taraflar yazılı sözleşme yapmamış olsalar bile adi ortaklık hukuken kurulmuş olabilir.
Ancak yazılı sözleşme bulunmaması, ispat aşamasında önemli bir sorun yaratır. Yargıtay kararlarında da adi ortaklık bakımından yazılı sözleşmenin geçerlilik şartı değil, ispat aracı olduğu kabul edilmektedir.
Bu nedenle uyuşmazlık halinde ortaklık ilişkisini ileri süren taraf, ortaklığın varlığını ve kapsamını ispatlamak zorundadır.
Taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu iddia ediliyorsa, bu iddia kural olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun senetle ispat kuralları çerçevesinde değerlendirilir.
Hukuki işlemin değeri kanundaki parasal sınırı aşıyorsa, yazılı delil aranması gündeme gelebilir. Ancak bazı hallerde yazılı sözleşme bulunmasa dahi adi ortaklık farklı delillerle ispatlanabilir.
Karşı taraftan kaynaklanan ve ortaklık ilişkisini muhtemel gösteren belgeler delil başlangıcı niteliğinde kabul edilebilir.
İmzalı hesap dökümleri, taraflar arasındaki yazışmalar, ortaklık paylarını gösteren belgeler veya ortak faaliyete ilişkin kayıtlar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Delil başlangıcının varlığı halinde tanık deliline başvurulması mümkün hale gelebilir.
Taraflar arasında eş, kardeş, altsoy veya üstsoy ilişkisi bulunması halinde, senetle ispat kuralının istisnaları gündeme gelebilir.
Bu tür yakın akrabalık ilişkilerinde, adi ortaklığın varlığı tanık anlatımlarıyla ispatlanabilir.
Davalı tarafın mahkeme içinde veya dışında adi ortaklığı kabul eden beyanları ikrar niteliği taşıyabilir. İkrar, adi ortaklığın ispatı bakımından güçlü bir delildir.
Bunun yanında başka delil bulunmaması halinde taraflara yemin teklif edilmesi de mümkündür. Yargıtay uygulamasında, yemin teklif hakkı hatırlatılmadan karar verilmesi bozma sebebi olarak değerlendirilebilmektedir.
Bazı iş kollarında yazılı sözleşme yapılmaması olağan bir uygulama haline gelmiş olabilir. Bu durumun ispatlanması halinde, tanık deliliyle adi ortaklık ilişkisinin ortaya konulması mümkün olabilir.
Ancak teamül iddiasının soyut şekilde ileri sürülmesi yeterli değildir; somut olay ve ilgili sektör uygulaması birlikte değerlendirilmelidir.
Adi ortaklıkta tarafların kazanç ve zarara hangi oranda katılacağı öncelikle aralarındaki anlaşmaya göre belirlenir.
Taraflar arasında yazılı veya delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa, bu belge ortaklık oranlarının tespitinde esas alınabilir. Örneğin imzalı bir hesap dökümünde ortaklık payları gösterilmişse, mahkeme bu oranları dikkate alabilir.
Tarafların farklı oranlarda ortak oldukları ispatlanamazsa, Türk Borçlar Kanunu’nun 623. maddesi uyarınca kazanç ve zarara eşit katılım esastır.
Bu nedenle ortaklardan biri daha yüksek pay sahibi olduğunu iddia ediyorsa, bu iddiasını geçerli delillerle ispatlamalıdır.
Adi ortaklığın sona ermesi halinde tasfiye süreci gündeme gelir. Tasfiye aşamasında mahkeme;
Ortaklığın malvarlığını belirler,
Borçların ödenmesini sağlar,
Ortakların koyduğu sermaye veya avansların iadesini değerlendirir,
Kalan kazancı ortaklık oranlarına göre paylaştırır.
Ortaklık oranları ispatlanmışsa bu oranlar esas alınır. Aksi halde eşit paylaşım ilkesi uygulanır.
Yargıtay kararlarında adi ortaklık uyuşmazlıkları bakımından şu ilkeler öne çıkmaktadır:
Adi ortaklık sözlü olarak kurulabilir; yazılı şekil şartı aranmaz.
Yazılı sözleşme bulunmaması ortaklığı geçersiz hale getirmez.
Uyuşmazlık halinde ispat yükü ortaklık iddiasında bulunan taraftadır.
Delil başlangıcı varsa tanık dinlenebilir.
Yakın akrabalık ilişkilerinde tanıkla ispat mümkün olabilir.
Ortaklık oranları ispatlanamazsa paylar eşit kabul edilir.
Yemin deliline başvurma hakkı usulüne uygun şekilde değerlendirilmelidir.
Yazılı sözleşme bulunmayan adi ortaklıklar hukuken geçerli olabilir. Ancak uyuşmazlık halinde ortaklığın varlığını, kapsamını ve pay oranlarını ispatlamak çoğu zaman güçleşmektedir.
Bu nedenle adi ortaklık ilişkisinin varlığı; yazılı belgeler, delil başlangıcı, tanık anlatımları, ikrar, yemin ve somut ticari kayıtlarla birlikte değerlendirilmelidir.
Ortaklık oranları açıkça ispatlanamıyorsa, Türk Borçlar Kanunu uyarınca tarafların kazanç ve zarara eşit katılacağı kabul edilir.
Vural & Keskin & Yıldırım Hukuk Bürosu olarak İzmir’de ticaret hukuku, adi ortaklık ilişkileri ve ortaklık uyuşmazlıklarına ilişkin güncel hukuki gelişmeleri paylaşmaya devam ediyoruz.
Randevu almak için hemen iletişime geçin. Uzman avukatlarımız size yardımcı olmak için hazır.
Bize Ulaşın